<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocuk ve Gelişimi &#187; Yayınlar</title>
	<atom:link href="http://www.cocukvegelisimi.com/konu/yayinlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cocukvegelisimi.com</link>
	<description>Çocuk ve Çocuk Gelişimi Hakkında Herşey</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 20:00:30 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İlke&#8217;nin Kitapları</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/ilkenin-kitaplari.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/ilkenin-kitaplari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 20:22:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çeşitli Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[ilke]]></category>
		<category><![CDATA[imge]]></category>
		<category><![CDATA[imge kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[kitapçı]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=1918</guid>
		<description><![CDATA[

 Kendime olduğu gibi oğluma da almayı en çok sevdiğim şey kitaplar. Hatta beni tanıyanlar bilir hediye olarakta kitap almayı tercih ederim. Kitap alışverişi yaptığımda kendimi hep çok huzurlu hissetmişimdir. Tabi en büyük hayallerimden biriside kocaman bir kütaphanem olmasıdır. İlke&#8217;de kitapları çok seviyor allahtan, dinlemeye, kendi kendine karıştırıp birşeyler anlatmaya, resimlerini incelemeye bayılıyor. Babasının hayalleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.egiticioyuncak.net/" target="_blank"><img src=http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2010/09/reklam1.jpg border="0"></a>

</-> <p>Kendime olduğu gibi oğluma da almayı en çok sevdiğim şey kitaplar. Hatta beni tanıyanlar bilir hediye olarakta kitap almayı tercih ederim. Kitap alışverişi yaptığımda kendimi hep çok huzurlu hissetmişimdir. Tabi en büyük hayallerimden biriside kocaman bir kütaphanem olmasıdır. İlke&#8217;de kitapları çok seviyor allahtan, dinlemeye, kendi kendine karıştırıp birşeyler anlatmaya, resimlerini incelemeye bayılıyor. Babasının hayalleri yıkılacakta olsa oğlumuz sözelci olacak bence. Birde kitaplarına zarar vermemesi harika bir şey.</p>
<p>Bundan sonra zaman zaman İlke&#8217;nin kitapları hem www.ilkedeniz.com da hemde burada yerini alacaklar. Burada yayınlamamın nedeni ise öğrencilerimin hikaye kartı, tv şeridi gibi materyaller hazırlarken kitap seçmelerine yardımcı olmak.</p>
<p>Daha önce yazdığım kitap tanıtım yazılarına <a href="http://http://www.cocukvegelisimi.com/?cat=171" target="_blank">buradaki </a>arşivden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>En son aldığımız kitapla başlayalım, Ankara seyehatimizde Konur Sokakta bulunan imge kitabevinden aldık. Öğrenciliğimde kredi kartı sahibi olmadan önce taksitle kitap aldığım ve hala zaman geçirmeyi çok sevdiğim ve özlediğim bir yer. <a href="http://http://www.imge.com.tr/" target="_blank">Buradan</a><a href="http://http://www.imge.com.tr/" target="_blank"> </a>sitesine ulaşabilirsiniz.</p>
<p>1000 İLK SÖZCÜK TÜRKÇE İNGİLİZCE</p>
<p>ÇİÇEK YAYINLARI</p>
<p>76 SAYFA<a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2011/08/119962.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1919" title="119962" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2011/08/119962.jpg" alt="119962" width="200" height="286" /></a></p>
<p>Renkli resimli, cıvıl cıvıl bir kitap, İngilizce dışında yeni Türkçe kelimelerde öğrenmesini sağlıyor. Ayrıca çıkartmalarıylada iyi bir aktivite kitabı. Henüz kitapla çok haşır neşir olmasakta İlke şimdiden anne, baba, kedi, köpek, matkap, süt, kuş, balık, su gibi 10 dan fazla sözcüğün İngilizcesini öğrenmiş durumda, hatta arada aklına eserse kullanıyorda:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/ilkenin-kitaplari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Konuşma</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/makaleler/1324.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/makaleler/1324.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 23:17:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hayal gücü]]></category>
		<category><![CDATA[son konuşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=1324</guid>
		<description><![CDATA[


 Son Konuşma adlı kitabın tanıtımını yapmak üzere aratırma yaparken rastladığım bu yazıyı okuyunca çok etkilendim, daha iyisini yazmam mümkün olmadığı için sizlerle aynen paylaşmak istedim.  Tunç Kılınç&#8217;ın yüreğine emeğine sağlık diyorum.
Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez!
Bunu söyleyen Randy Pausch. “The Last Lecture” ile adını duyduğum bir üniversite hocası o.
Öğrencilerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son Konuşma adlı kitabın tanıtımını yapmak üzere aratırma yaparken rastladığım bu yazıyı okuyunca çok etkilendim, daha iyisini yazmam mümkün olmadığı için sizlerle aynen paylaşmak istedim.  Tunç Kılınç&#8217;ın yüreğine emeğine sağlık diyorum.</p>
<p>Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez!</p>
<p>Bunu söyleyen Randy Pausch. “The Last Lecture” ile adını duyduğum bir üniversite hocası o.</p>
<p>Öğrencilerinin “hayatınız boyunca sadece bir kere karşılabileceğiniz türden bir insan” diye nitelendirdiği bir kişi. Esasında bunu söyleyen sadece öğrencileri değil, onu tanıyan veya okuyan herkes aynı şeyi ifade ediyor.</p>
<p>Yapacağınız bir dersin veya bir seminerin size verilen “son konuşma” şansı olduğunu bilseydiniz, dünyaya hangi gerçeği haykırmak isterdiniz? Dinleyicilere neyi miras olarak bıraktığınızı söylerdiniz?</p>
<p>Carnegie Mellon Üniversitesi’deki “The Last Lecture” semineri işte bu amaçla yapılan bir organizasyon. Son konuşmanız olsa bu, tüm yaşadıklarınızla geride kalanlara ne dersiniz?</p>
<p>Carnegie Mellon Randy için ilk başta kabul edilmediği bir üniversite! Sonradan araya giren bir arkadaşının referansı ile okula kapağı atabilmiş.</p>
<p>“Çocukluk Rüyalarınızı Gerçekleştirmek” [Really Achieving Your Childhood Dreams] başlıklı bir konuşma yapmak üzere kürsüye çağrılıyor 46 yaşındaki Randy Pausch. Yaklaşık bir saatlik konuşmasını dinleyen 400 kişi var salonda.</p>
<p>Bu konuşma daha sonra YouTube’a düşüyor. Neden yaşadığını bilmeyen çok sayıda insanın hayata yeniden tutunmasını sağlayan bu video ağızdan ağıza çabuk yayılıyor. Bir üniversite profesörünü dinlemek için milyonlarca insan giriyor YouTube’a. (Ülkemiz otoritelerince çok zararlı görülen bu site bizde halen “yasaklı.” Gülmeyin!)</p>
<p>Randy Pausch…</p>
<p>Dünyada “sanal gerçeklik” (virtual reality) öncülerinden, insan-bilgisayar ilişkisi (human-computer interaction) araştırmacısı, hocalık yaptığı Carnegie Mellon Üniversitesi’nin Eğlence Teknolojileri Merkezi‘nin kurucularından ve Alice isimli yazılım projesinin yaratıcısı.</p>
<p>Evlenmek için 39 yaşına kadar neden beklediği sorulunca, “mutluluğu benim mutluluğumdan daha önemli olacak kişiyi bulmak için bekledim” diyen Randy; Jai ile evlendikten sonra (şimdi 2, 3 ve 6 yaşlarında olan) üç çocuğun babası olmuş.</p>
<p>Evet, “bu yapacağınız son konuşma olsa, dinleyicilere neler aktarırdınız?”</p>
<p>Randy’nin kürsüye çıkmadan önce bu durumu hayal etmesine ise gerek yok. O zaten 2006′da yakalandığı pankreas kanserinden kurtulamayacağını ve öleceğini 1 ay önce öğrenmiş ve son aylarını yaşadığını bilerek çıkıyor dinleyicilerin karşısına. 18 Eylül 2007′deki bu konuşma onun gerçekten de son semineri oluyor.</p>
<p>Ve salondakilerin beklentisinin tersine onun anlattıkları “ölüm” üzerine olmuyor. O, zorlukların nasıl üstesinden gelinebileceğini, bizim başkalarının rüyalarını gerçekleştirmelerine nasıl yardım edebileceğimizi ve elimizdeki tek gerçek şeyin zaman olduğunu anlatıyor.</p>
<p>Yani “yaşamı” anlatıyor Randy. İnatla inandığı kendi doğrularını… Sık sık kahkalarla kesilen, ayakta alkışlanan… (video ingilizce, süresi 85 dakika, ilk 8 dakikası Randy’nin kürsüye çağrılmadan önceki tanıtımları.)</p>
<p>Son Konuşma:</p>
<p>Hatırı sayılır sayıda makale okudum Randy Pausch hakkında. Yaşadıkları, yaptıkları, inandığı doğrular…</p>
<p>“Doğrular” demişken!</p>
<p>Birçokların hani çok ‘klişe‘ bulup da, bir türlü kendi hayatlarına uyarlamakta zorlandığı doğrular… Benzerlerini bir yerlerde okuduğunda fare imlecini sağ üstteki kapat ‘x’ine hemen götürüp, beynin ‘dur biraz daha oku’ dediği, aklın ise bir sonraki kaçılacak sekmede olduğu anlara denk gelen doğrular bunlar!</p>
<p>Neyse…</p>
<p>Gerek bu video’da, özellikle de hayatının son aylarında altını çizerek verdiği mesajların bir özetini paylaşmak istiyorum şimdi sizlerle:</p>
<p>– Kalın duvarların olmasının bir nedeni var. Onlar, istediğimiz şeyleri gerçekten ne kadar istediğimizi kendimize ispat etmek için oradalar. Onlar bizim için değil, “diğer” insanları durdurmak için oradalar. Çocukluk rüyalarına inanmayanlar için… Çünkü tecrübe denen şey, istediğini alamadığında elde edilen şeyin adı.</p>
<p>Sıfır yerçekiminde olmak, Amerikan Futbol Ligi’nde (NFL) oynamak, World Book ansiklopedisine bir makale yazmak, Kaptan Kirk olmak, kocaman hayvan oyuncaklardan kazanmak ve Walt Disney’nin hayal üreticilerinden biri olmak gibi çocukluk rüyaları olmuş Randy’nin. Ve çoğunu gerçekleştirmiş.</p>
<p>Belki NFL’de oynayamamış ama idmanlarda çok şey öğrenmiş. Bir de Kaptan Kirk olamamış! “Olsun, tanışıp sohbet ettik ama” diyor <img src='http://www.cocukvegelisimi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>– Bir gün, düşündüğünüzden daha az zamanınız olduğunu farkedebilirsiniz. Bu yüzden başkasının değil kendi hayatınızı yaşayın. Başkalarının düşüncelerinin değil, kendi kalbinizin peşinden koşun.</p>
<p>– Başkalarına yardımcı olun. Aile, akıl hocalarımız ve arkadaşlarımız… Onlar, kendi rüyalarımızın gerçek olmasında bize yardımcı olanlar. Biz de başkalarına, kendi rüyalarını gerçekleştirmesine imkan sağlayabiliriz.</p>
<p>– Varacağınız noktaya tek başına, başkalarının yardımı olmadan varamazsınız. Peki insanlar kimlere daha fazla yardım etmeye meyilli olurlar? O zaman sen nasıl bir insan olmalısın ki, yalnız kalma!</p>
<p>Bilgisayar Bilimleri profesörü olmasına rağmen, derslerinde hep öğrencilerinin nasıl ‘diğer kişilerle birlikte çalışma ihtiyacı’ olduğuna öncelik vermiş. Özellikle de kendilerinden ‘çok farklı’ diğer kişilerle.</p>
<p>‘Building Virtual Worlds‘ isimli kendi yarattığı bir ders buna iyi bir örnek. Her dönem sanat, tasarım, drama ve bilgisayar okuyan toplam 50 öğrenci alıyor dersine. Sağ ve sol beyinleri farklı çalışan bu öğrencileri ufak gruplara ayırıyor. Gruplar iki hafta boyunca kendi özgür iradeleri ile seçtikleri bir proje üretip, tasarlıyorlar ve sonrasında uygulamaya geçirip tüm sınıfın önünde yaptıklarını test ediyorlar. Bir dönemde değişen grup elamanlarıyla toplam 5 proje üretiyorlar. Bu ders daha sonra okulun en fazla talep gören, en eğlenceli dersi oluyor.</p>
<p>– Kısaca içindeki eğlenceli ve meraklı çocuğu asla kaybetme. Ve kendine değil, başkalarına odaklan. Çünkü sadakat iki yönlü bir sokak. [Öğrencilerinin hemen hepsinin Randy'nin diğer projelerinde gönüllü çalışmak istemesi buna iyi bir örnek.]</p>
<p>– Ne yaparsan yap, keyif al. ["Ben ölüyorum ve hala yaşadığım anlardan, günlerden keyif alıyorum. Son güne kadar da almak için çaba göstereceğim" diyor.]</p>
<p>Randy’nin keyif alarak ürettiği projelerden biri de Alice; Carnegie Mellon’da tüm dünya çocuklarına açık, yaratıcı düşünceyi geliştirmeye yönelik bir kaynak. Çocukların üç boyutlu animasyonları kendi kendilerine yaratabildikleri, eğlenerek bilgisayar programcılığına adım attıkları bir proje. Bugün Amerika’daki üniversitelerin %10′undan fazlası Alice’i kullanıyor. Ayrıca dünyanın en çok satan oyunlarından olan “The Sims” bile Alice kullanılarak geliştirilmiş. Ve program ücretsiz, herkes indirebiliyor.</p>
<p>Bu noktada kendisine verilen bir tavsiyeyi hatırlıyor: “İnsanlara her fırsatta hayattan keyif almaları gerektiğini anlat. Bu esasında bir balığın ’suyun önemini’ anlatmasından farklı değil.”</p>
<p>– Kimse yüzde yüz kötü olamaz. Sana göstermeleri için ne kadar beklemek zorunda kalırsan kal, bekle. Herkesin içindeki en iyi tarafı göreceksin. Sonunda insanlar seni şaşırtacak ve kendilerine hayran bırakacaklar. Birine kızıp sinirleniyorsan, ona henüz yeterince zaman vermedin demektir.</p>
<p>– Vazgeçmek yok. Kefalete razı olma. En değerli altın pislik varillerinin dibinde.</p>
<p>– Doğruyu söyle. Her zaman, her koşulda. Ve içten ol. Samimiyetinden kimse kuşku duymasın.</p>
<p>– Hata yaptığında özür dile. (Şu üç şeyi sırasıyla söylemektir “özür dilemek” diyor: ‘özür dilerim’, ‘benim hatamdı’, ‘düzeltmek için ne yapabilirim?’ Özellikle sonuncusunu birçoğumuz atlıyoruz. Oysa özür dilerken ne kadar samimi olduğunuzun en önemli göstergesi o son soru.)</p>
<p>– Geri besleme için bir döngü oluştur ve “dinle.” Bir şeyleri berbat ettiğinde bunu sana söyleyen kimse yoksa, artık senden vazgeçtiler demektir. Orada daha fazla bulunma.</p>
<p>– Bir şeyde çok iyi ol. O “şey” seni değerli kılacak.</p>
<p>– Minnettarlığını göster ve şikayet etme, daha çok çalış. Şikayet etmek için harcadığımız enerjinin onda birini sorunu çözmeye harcayabilsek, işlerin ne kadar düzeldiğine de şaşıracağız. Şikayet etmek, bir strateji olarak işe yaramaz. Hepimiz sınırlı zaman ve enerjiye sahibiz. Sızlanmakla geçirdiğimiz her saniye, bizi hedeflerimizden uzaklaştırdığı gibi mutsuz de eder.</p>
<p>– Hazırlıklı ol. Şans, hazırlığın fırsatla buluştuğu andır.</p>
<p>“Rüyaları gerçekleştirmekten” bahseden konuşmasının sonunda dinleyicilere iki muziplik yaptığını söylüyor:</p>
<p>Birincisi: “Hayat, rüyaları gerçekleştirmek değildir! Onu nasıl yönettiğindir.”</p>
<p>– Bize dağıtılan kartları değiştiremeyiz, bu doğru; ancak eli nasıl oynadığımız bizim seçimimiz. Hayatını doğru yönlendirirsen “karma” senin için gerisini halleder.</p>
<p>İkincisi: “Bu konuşma size değildi. Çocuklarım içindi.”</p>
<p>Şimdi, Randy Pausch’un (ölümü beklemek yerine) kalan son aylarında yaptıklarına bakalım biraz:</p>
<p>The Wall Street Journal yazarı Jeffrey Zaslow‘ın teklifi ve yardımıyla kitap yazmaya karar veriyor. Kitabın adı Carnegie Mellon’da yaptığı son konuşmadan yola çıkarak: “The Last Lecture” (Bizde yayınlanan Türkçe çevirisi “Son Konuşma.”) Kimsenin beklemediği bir hızda kitap (Randy hayattayken) Nisan 2008′de satışa çıkıyor.</p>
<p>“The Last Lecture” çok kısa bir sürede The New York Times’ın ‘En Çok Satan” kitabı olmayı başarsa da, o; “benim için önemli olan ilk 3 kopyaydı” diyor. Bu kitap çünkü onun çocuklarına mirası. Tıpkı yaptığı “son konuşma” gibi.</p>
<p>Sigara veya alkol gibi sağlığa zararlı bağımlılıkları olmayan, düzenli sporunu yapan ve düzenli beslenen Randy’nin yakalandığı pankreas kanseri, sinsice büyüyen ve erken teşhis şansı pek vermeyen, bilinen en ölümcül dördüncü kanser türü. Hastaların sadece %4′ü beş seneyi görebiliyormuş.</p>
<p>Son 30 yılda tıbbın çaresiz kaldığı ve pek bir gelişme sağlamayadığı bu kanserin tedavisine A.B.D. hükümetinin de pek bir umudu kalmamış olsa gerek ki, araştırma için verdiği finansal desteği minumuma indirmiş. Randy’nin Mart 2008′de ‘Pancreatic Cancer Action Network‘ adına Amerikan Kongresi’nde yaptığı konuşma hastalar için ne kadar ışık olacak, belli değil.</p>
<p>Adını sıkça duyup, başarılarıyla gurur duyduğumuz Türk asıllı Amerikalı doktor Mehmet Öz‘ün de yer aldığı Oprah Show’da, Randy ‘Son Konuşması’sının bir özetini yapıyor ve üçü; pankreas kanserinden, umuta; son günlerinde yapmak istediklerinden, hayata kadar birçok konuda hoş bir sobet yapıyorlar.</p>
<p>Ayrıca ABC Televizyonu’nda, Randy Pausch için özel hazırlanan “Yaşamınız İçin Bir Aşk Hikayesi” programının video’suna da bir ara göz atabilirsiniz.</p>
<p>Time dergisi onu ‘2008 Yılının En Etkileyici 100 Kişisi’nden biri ilan ediyor. Pittsburgh şehri 19 Kasım’ı ‘Randy Pausch günü’ ilan ediyor. Google ana sayfasından onun anısına “son konuşma”nın linkini veriyor.</p>
<p>Bu arada A.B.D. Başkanı George Bush ona bir mektup yazıp, milyonlarca insana umut, motivasyon kaynağı ve örnek olmasından dolayı teşekkür ediyor.</p>
<p>Randy’yi Bush’dan aldığı mektuptan daha çok memnun eden şey ise farklı; “Lost” TV dizisi ve “Mission Impossible III” filmi gibi birçok yapıma imza atmış ünlü yönetmen J.J. Abrams’dan gelen bir mail. Ona, Mayıs 2009′da vizyona girmesi beklenen yeni Star Trek filminde dilerse ufak da olsa bir rol alabileceğini söylüyor. 2-3 saniye de olsa bu filmde oynaması, eşiyle birlikte gittiği Hollywood’ta ona muhteşem anlar yaşatıyor.</p>
<p>18 Mayıs 2008 tarihinde Carnegie Mellon Üniversitesi mezuniyet törenine de beklenmedik bir ziyarat yapıyor. Onu, yeni mezunlara kısa bir konuşma yapmak üzere kürsüye alıyorlar hemen:</p>
<p>“Hayatı uzun değil, ‘iyi’ yaşamak önemli olan.”</p>
<p>“Ölüm döşeğinde yaptıklarımızdan değil, ‘yapmadıklarımızdan’ pişman olacağız. Aptalca yaptığım, hatta utandığım sayısız hatam oldu. Hiçbiri de bugün beni rahatsız etmiyor. Ancak tutkuyla istediğim şeylerin çoğuna bir şekilde elimi değdiremeseydim, işte o durumda bugün pişmanlık hissederdim.</p>
<p>Tutkunuzu bulamadıysanız aramaya devam edin. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak size şunu söyleyebilirim ki; o tutkuyu materyalde veya parada bulamayacaksınız. Ne kadar çok eşyanız veya paranız varsa, sonra çevrenize dönüp baktığınızda bunları ölçü olarak kullanacak ve her zaman sizden daha fazlasına sahip olanları göreceksiniz.”</p>
<p>Bu arada unutmadan…</p>
<p>Genç yaşlarında severek aldığı üstü açık bir arabası oluyor Randy’nin. Hafta sonları ufak kuzenlerini alıp gezmeye de bayılıyor. Bir gün kuzenlerin annesi “amcanızın yeni arabasını sakın kirletmeyin” dediği noktada o, bir kutu kolayı açıp herkesin gözü önünde koltuklara döküyor. Bak diyor, “bu sadece bir araba, bir materyal. Kuzenlerimin arabaya çekinerek binmesine neden olma. Onların keyif alması bu arabadan çok daha değerli.” (Nitekim 1 hafta sonra ufaklıklardan biri koltuğa kustuğunda hiçbiri suçluluk hissetmemiş. Kısa bir temizlikten sonra aynen yollarına devam etmişler.)</p>
<p>“Tutkunuz sizi içten, yürekten besleyecek şeylerden gelmeli.</p>
<p>Ödül veya birincilikler size çevrenin saygı duyması adına güzel şeyler. Ancak asıl önemlisi, sizin yere göğe sığdıramadığınız kahramanlarınızın sizin hakkınızda iyi düşünmeleri ve size saygı duymaları” diyor.</p>
<p>Bu gerçekten de hayatta alabileceğiniz en değerli ödül değil mi?</p>
<p>Ancak ne aldığınız ödüller, ne de mutluluk engelleyebiliyor ölümü. Pankreas kanserini ameliyatla halledebilen çok ender şanslılardan biri olan Apple’ın kurucusu ve başkanı Steve Jobs, bakın (Fikir Atölyesi’nde daha önce yer verdiğimiz, bir başka muhteşem “son konuşma” örneğinde) ne demişti:</p>
<p>“Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile, oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler.</p>
<p>Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek hiç kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun böyle de olması gerekir, çünkü ölüm hayatın en güzel icatlarından birisi. Hayat’ın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi.</p>
<p>İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları – tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan.</p>
<p>Kaybedecek bir şeyler olduğu (tuzak) düşünceyi yok etmenin en iyi yolu insanın öleceğini hatırlamasıdır. Zaten çıplak ve savunmasızsın. Yüreğinin sesini dinlememen için hiçbir neden yok.</p>
<p>Zamanınız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın.”</p>
<p>25 Temmuz 2008′de, 47 yaşındayken, üç çocuğu ve aşık olduğu eşini geride bırakarak öldü Randy Pausch. ‘Çocukluk hayallerini’ ciddiye aldığı için ‘mutluydu’ ölürken. İşte buydu belki de dünyanın onu gıpta ile izlemesinin nedeni.</p>
<p>O çocuklarının duvarları boyamasına izin veriyordu, hem de büyük bir keyifle!</p>
<p>Kendi adıma, Aralık 2006′da “Geride Nasıl Bir Miras Bırakmak İstersin?” başlıklı yazıda karalamışım bir şeyler. Peki siz, yarın ’son konuşmanızı’ yapıyor olsaydınız, dünyaya hangi gerçeği haykırmak isterdiniz?</p>
<p>Kaynak <a href="http://http://www.fikiratolyesi.com/2008/11/10/cocuklar-odalarinin-duvarini-boyamak-istiyorsa-birakin-boyasinlar-evin-satis-degeri-dusmez/" target="_blank">burada</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/makaleler/1324.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Ben Nerden Geldim?</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/makaleler/anne-ben-nerden-geldim.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/makaleler/anne-ben-nerden-geldim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 21:50:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali çankırılı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[mastürbasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=1188</guid>
		<description><![CDATA[Ali Çankırılı
 Uğurböceği Yayınları
Çocuklar cinsiyete ve cinsiyet farkına ait soruları 3-4 yaşlarından itibaren sormaya başlıyor. Sorulara muhatap olan çoğu anne baba, beklemedikleri bu sorular karşısında paniğe kapılıyor. Aslında sorunun cevabını bilmediklerinden değil; nasıl cevap vereceklerini bilmediklerinden paniğe kapılıyorlar. Bunun sebebi de, konuya yetişkin gözüyle bakmaları. Yetişkin gözüyle baktıkları için cinsellikle ilgili soruların anne baba arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Ali Çankırılı" href="http://www.kitapturk.com/booksall/Kitaplar/authid/Yazar/7424/Ali_Cankirili.htm"><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/11/neredengeldim.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1189" title="neredengeldim" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/11/neredengeldim.jpg" alt="neredengeldim" width="300" height="437" /></a>Ali Çankırılı</a></p>
<p><span> <a title="Uğurböceği Yayınları" href="http://www.kitapturk.com/booksall/Kitaplar/pubid/Yayincilar/243/Ugurbocegi_Yayinlari.htm">Uğurböceği Yayınları</a></span></p>
<p><span>Çocuklar cinsiyete ve cinsiyet farkına ait soruları 3-4 yaşlarından itibaren sormaya başlıyor. Sorulara muhatap olan çoğu anne baba, beklemedikleri bu sorular karşısında paniğe kapılıyor. Aslında sorunun cevabını bilmediklerinden değil; nasıl cevap vereceklerini bilmediklerinden paniğe kapılıyorlar. Bunun sebebi de, konuya yetişkin gözüyle bakmaları. Yetişkin gözüyle baktıkları için cinsellikle ilgili soruların anne baba arasında geçen mahrem ilişkileri kapsadığını, bu yüzden cevap vermenin zor olduğunu düşünüyorlar. Peygamberimiz bir hadisinde: Çocuğu olan onunla çocuklaşsın buyuruyor. Biz bu hadisi: Çocukla konuşurken empati yapın, onun seviyesine inin, anlayacağı bir dil kullanın şeklinde anlıyoruz. Kendimizi çocuğun yerine koyup düşündüğümüzde, onda henüz cinsel tecessüs uyandıran hormonlar aktif olmadığı için sorularının cinsellikle ilgili olmayıp öğrenme amaçlı olduğunu görürüz. Konuya çocuk gözüyle bakınca, işimiz kolaylaşır. Paniğe kapılmadan, sıradan bir soruya cevap veriyormuş gibi, çocuğun anlayacağı basit bir dil kullanarak sorusunu cevaplandırmalıyız. Verdiğimiz bilgi basit, kısa ve doğru olmalıdır. Bu kitabı çocuklar için yazdık, ama henüz okuma bilmeyen çocuklara anne babalar okuyacaklar. Kitabın iki kahramanı her ne kadar 3-4 yaşlarında bir kız çocuğu ve onun sorularına cevap veren bir anne ise de; kahramanlar değişebilir. Cinsiyete ait soruları, genellikle, kız çocukları annelerine, erkek çocukları babalarına sorsalar da; bu bir kural değildir. Bir kız çocuğu, cinsiyete ait soruları kendisine yakın bulduğu babasına veya dedesine de sorabilir. Bunda yadırganacak birşey yoktur. Kitabın kurgusunu yaparken literatürde geçen bütün sorulara cevap vermeye çalıştık. Bununla beraber çocuğunuzun sorabileceği her soruya cevap verdiğimizi iddia edemeyiz. Zira her çocuk kendine özeldir. Her çocuğun ilgi alanı ve merak ettiği konular farklı olduğu gibi, soruları da farklı olacaktır.</span></p>
<p>Zamanında ve doğru olarak verilmeyen cinsel eğitim ileri yaşamlarında pek çok soruna neden olmaktadır</p>
<p>Cinsel eğitim konusu ülkemizde hep tartışılagelmiştir. Cinsel eğitimi aile mi vermeli, okulda mı verilmeli sorusu etrafındaki tartışmalar henüz neticelenmedi. Cinsel eğitim konusunda yetersiz anne babadan doğan çocuklar bu konudaki eksiklerini nasıl giderecekler ? Cinsel eğitim için yaş söz konusu mudur ? Cinsel eğitim sırasında kullanılan iletişim dili ne olmalıdır ? Cinselliği ayıp sayan bir yaklaşım eğitimde ne kadar başarılı olabilir ? Çocukta mastürbasyon, beraber yatma isteğine nasıl bakılmalıdır ? Bu konuları ’Anne Ben Nereden Geldim’ kitabının yazarı pedagog-yazar Ali Çankırılı ile konuştuk.</p>
<p>-Ailelerin yanıldıkları konuların başında cinsiyet eğitimi geliyor. Cinsiyet eğitimi için belirli bir yaş var mıdır ?<br />
Evet vardır. Elektronik posta ile gelen mektuplarda okuyucularım tarafından ve konferanslarım sırasında dinleyiciler tarafından farklı şekillerde sık sorulan bir soru bu. &#8220;Cinsiyet eğitimi ana rahminde başlar&#8221; dediğim zaman çok şaşırıyorlar ; şaka yaptığımı zannediyorlar inanın. Bilgisayar destekli, yüksek duyarlı elektronik araçlar ve yeni teknikler sayesinde ana rahmindeki embriyonun sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal gelişimini de izlemek mümkün olmaktadır. Bu izlemeler sırasında ana rahmindeki embriyonun erkek veya kız olduğu görülmekte, sinirler yoluyla annenin ruhsal durumundan haberdar olduğu ve bundan etkilendiği anlaşılmaktadır. Böylece ana rahmindeki embriyonun hem fiziksel hem de duygusal gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.</p>
<p>-Bu süreçte ailesinin, anne babasının duygularını hissettiğini düşünebilir miyiz ?<br />
Aynen öyle&#8230; Eğer bu anne ve baba adayının istediği ve cinsiyetinden razı olduğu bir embriyo ise ; ana rahmindeki minik bebek bunu hissedebiliyor ve içinde yaşama isteği doğuyor. Eğer ana rahmindeki embriyo, çeşitli sebeplerle, istenmeyen bir bebek ise ; mesela anne kazara hamile kalmış, hamile olduğunu öğrendiği zaman üzülmüş ise ; ya da anne ve baba adayı erkek beklerken kız olduğunu, kız beklerken erkek olduğunu öğrendiğinde üzülmüş ise, ana rahmindeki minik bebek istenmediğini hissediyor. Duygusal olarak anneye küsüyor. Doğduktan sonra da bu küskünlük bilinçaltında devam ediyor.</p>
<p>-Ailenin çocuğa cinsiyet eğitimi verebilmesi için öncelikle kendilerinin bu konuyu doğru bilmesi gerekmez mi ?<br />
Kuşkusuz. Elbette, gerekir. Cinsiyet eğitiminin daha ana rahminde iken başladığını kabul etmeyen bir anne veya babaya, doğduktan sonra da cinsiyet eğitiminin devam ettiğini anlatamazsınız. Doğduktan sonra verilen cinsiyet eğitiminin sağlıklı veya sağlıksız olması anne babanın bebeğe bakım, hizmet ve eğitim verirken takındığı tutuma bağlıdır.</p>
<p>-Cinsel eğitimin sağlıklı olması için karı kocanın bu konuda aynı düşünmesi önemli midir ?<br />
Önemlidir tabi ! Ancak, bununla birlikte iki insanın, karı koca da olsalar, bir konuda aynı düşünmelerini ve aynı dili kullanmalarını bekleyemezsiniz. Önemli olan doğru bilgi sahibi olmaları ve konuya olumlu yaklaşmaları&#8230;</p>
<p>-Çocuklarda cinsel eğitim konusunda yapılan başlıca yanlışlar nelerdir ?<br />
Aklı başında, iyi eğitim almış hiçbir anne baba çocuğunu eğitirken yanlış yapmak istemez. Ancak, çocuk eğitiminde iyi niyet her zaman iyi sonuç almaya yetmiyor. İyi sonuç alabilmek için iyi niyetin yanında doğru ve sağlıklı bilginin de olması gerekiyor. Anne baba eğitimi almadan, çocuk psikolojisi ve gelişimi konularında hiç kitap okumadan evlenen iki genç bir süre sonra çocuk sahibi oluyor. Açıkçası, gençlerimizin çoğu anne ve baba olmanın getireceği sorumluluğun bilincinde olmadan anne baba oluyorlar. Her konuda olduğu gibi, cinsiyet konusunda da anne ve babalarından gördükleri gibi çocuk yetiştiriyorlar. Dolaysıyla, farkında olsunlar veya olmasınlar, anne ve babalarının yaptıkları yanlışları tekrarlıyorlar.</p>
<p>-Bu yanlışların en yaygın olanı hangisi size göre ?<br />
Bu yanlışların başında cinselliği yasak ve sorulması ayıp bir konu olarak görmeleri geliyor. Çocuk, öğrenmek amacıyla, cinselliğe ait bir soru sorduğunda, soruya muhatap olan anne veya baba paniğe kapılıyor. &#8220;Sen daha küçüksün, böyle şeyleri sormak çok ayıp !&#8221; diyor. Anne ve babasından cevap alamayan ve soru sorduğu için ayıplanan çocuk ne yapıyor peki ?! Başka kaynaklardan, arkadaşlarından, kitaplardan veya internetten sorusunun cevabını bulmaya çalışıyor. Tabi bu kaynaklar her zaman için risklidir, sağlıklı ve doğru bilgiler vermeyebilir.</p>
<p>-Cinsiyet eğitimin bir dili olmalımıdır ? Burada kullanılan dilin önemi nedir ?<br />
Çoğu anne babalar çocuklarını eğitirken özellikle iki konuda, din ve cinsiyet konusunda, hatalı bir dil kullanıyorlar. Bunun da sebebi bana göre konuya yetişkin gözüyle bakmaları&#8230; Yetişkin gözüyle bakınca, ister istemez, yetişkin bir dil kullanıyorlar.</p>
<p>-Çocuğun cinsellikle ilgili soruları mahremiyet içerir mi ? Tedirginliğin kaynağı bu mudur ?<br />
Çocukta cinsiyet hormonları henüz aktif olmadığından sorduğu sorular öğrenme amaçlıdır ; cinsel mahremiyete yönelik değildir. Bu gerçeği bilen bir anne veya baba, çocuğun cinsiyetle ilgili sorusu karşısında paniğe kapılmaz. Sıradan bir soruymuş gibi, yumuşak ve sevecen bir ses tonuyla, çocuğun anlayacağı basit sözcükler kullanarak, teferruata ve mahremiyete girmeden, doğru olarak cevaplar. Cinselliğe ait soru sorduğu için kınanmayan, utandırılmayan, sorusuna cevap verilen bir çocukta hemen her konuda soru sorma ve duygularını paylaşma güveni gelişir.</p>
<p>-Cinsiyet eğitiminin sağlıklı olması için hangi aşamalar olmalıdır ?<br />
Cinsiyet eğitimi, sorduğu soruya göre, çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun olmalıdır. Merak etmediği ve sormadığı bir konuda, fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun da olsa, &#8220;şimdi vaktidir, gel sana şu konuda bilgi vereyim&#8221; denmez ; çocuğun soru sorması beklenir. En uygun zaman, soru sorduğu zamandır. Eğer soru sormuyorsa, ya ebeveynden çekiniyordur, ya da başka kaynaklardan bu merakını gideriyordur.</p>
<p>-Cinsiyet eğitiminde kız ve erkek çocuk farkı söz konusu mudur ?<br />
Erkek çocuğu ile kız çocuğunun sorularında farklılıklar olabilir. Cinsiyet farkına ait sorular genellikle kız çocuklarından gelir. Mesela, kendisinde bir eksiklik olduğu zannıyla, &#8220;neden benim Ahmet gibi penisim yok ?&#8221; diyebilir. Cinsiyet eğitimi verilirken, kız çocuklarına kadın ve anne olacakları, oğlan çocuklarına da erkek ve baba olacakları hatırlatılarak cinsiyetlerine uygun yönlendirme yapılmalıdır.</p>
<p>-Cinselliği günah ve ayıp olarak telakki etmek eğitimde ne gibi zorluklara neden olmaktadır ?<br />
Yaratılışta, kötü ve ayıp yoktur. Ayıp ve günah bizim niyetimizde, zihnimizde, yaklaşımımızda ve davranışımızdadır. Hele konu çocuk ise, ayıptan ve günahtan hiç bahsedilemez. Eşler arası cinsel uyumsuzluklar, cinsel mutsuzluklar, cinsel tacizler ve tecavüzler en çok çocuklara ve gençlere cinsel eğitimin verilmediği, cinsel konuların ayıp ve günah sayıldığı bölgelerimizde görülmektedir. Cinsel konularda bilgisi olmayan çocuklar ve gençler kendilerini nasıl koruyacaklarını da bilemezler.</p>
<p>-Kültürümüzde &#8220;leylek getirdi&#8221; anlatımı var. Bu neye dayanmaktadır ?<br />
Çocukların &#8220;Ben nerden geldim ?&#8221; veya &#8220;Ben Nasıl Oldum ?&#8221; sorusuna yetişkin gözüyle yaklaşan, nasıl cevap vereceğini bilemeyen anne ve babaların bulduğu, çocukları atlatmaya yönelik bir cevaptır. Atlatmanın &#8220;Seni yolda bulduk. Seni hastaneden getirdik. Seni bize melekler getirdi. Seni bize Allah verdi&#8221; şeklinde farklı versiyonları da var.</p>
<p>-Çocukların sordukları cinsellik içeren tüm sorulara cevap verilmeli midir ?<br />
Çocuğun sorusuna cevap vermeden önce, bu sorunun sebebini, yani nereden kaynaklandığını bulmamız gerekir. Kendi merakından mıdır, arkadaşından mı duymuştur, televizyon izlerken mi görmüştür ? Sorunun kaynağına inmek için çocuğa, yumuşak ve doğal bir ses tonuyla, &#8220;Bu soru nerden aklına geldi ? Bu soruyla neyi öğrenmek istiyorsun ?&#8221; şeklinde sorular sorabiliriz. Sorunun kaynağı ve amacı belli olduktan sonra, detaya ve mahremiyete girmeden, çocuğun anlayacağı basit açıklamalarla merakını gidermeliyiz. Eğer sorusu anlama yaşının üzerinde ise, yani cinsel ilişki ve benzeri mahremiyet içeriyor ise &#8220;Bu konuyu biraz daha büyüdüğün zaman anlatırım&#8221; diyebiliriz.</p>
<p>-Ses tonuna sık vurgu yapıyorsunuz. Sorulara cevap verirken takınılan tavrın ve ses tonunun önemi ne kadardır ?<br />
Hemen her konuda, çocuklar üzerinde sözlerden çok vücut dilimiz ve davranışlarımız etkilidir. Çocuklar iyi bir gözlemcidir. Kızdığımız halde kızmadığımızı söylesek, vücut dilimiz ve ses tonumuz bizi ele verir. Özellikle cinsel konularda soru sorduğu zaman telaşlanıp paniğe kapılırsak, söz ile ifade etmesek bile çocuk bunu fark edecektir. Çocuğun sorusuna cevap verirken kendimizi ne kadar rahat hisseder ve kendimize ne kadar güvenirsek ; çocuk da kendisini o kadar rahat ve güvende hissedecektir.</p>
<p>-Cinsel eğitimin zamanında ve doğru biçimde verememenin cinsel kimlik bozukluklarına neden olduğu söylenebilir mi ?<br />
Çocuk eğitiminde, sadece cinsel konularda değil, hemen her konuda zaman çok önemlidir. Bildiğiniz gibi, çocuğun kişiliği altı yaşına kadar aileden ve çevreden aldığı eğitimin şekline uygun, üç aşamada (güvenli veya güvensiz, bağımlı veya bağımsız, sorumlu veya sorumsuz kişilik olarak) tamamlanmaktadır. Bu aşamalarda, cinsel eğitim dahil, yapılmış olan ve kişiliğine sinmiş olan hataları geri dönüp onarmak çok zordur ; profesyonel yardım gerektirir.</p>
<p>-Basında yer alan ’efemine’ denilen kişilerin çocuklara ne gibi etkileri vardır ?<br />
Kişi hak ve özgürlüklerinin önemsendiği ve korunduğu, demokratik bir toplumda yaşıyoruz. Sayıları az da olsa, toplumda genetik ve hatalı eğitim gibi çeşitli sebeplerle davranışları ve cinsel tercihleri kadın kimliğine yakın &#8220;efemine&#8221; dediğimiz genç veya yetişkin erkekler yaşamaktadır. Bu insanlar genellikle müzik ve eğlence sektöründe iş bulup geçimini temin etmekte ; magazin programlarında ve haberlerinde boy göstermektedir. Önemli olan yaptıkları iş değil, elbette onlar da çalışacak, kimseye yük olmadan geçimini temin edecektir. Önemli olan bu erkeklerin medya yoluyla kadınsı özelliklerinin ön plana çıkarılışı, model insan ve başarılı insan olarak sunuluşudur. Çocuklarımıza onların nasıl ve hangi şartlarda cinsel kimlik değişimine uğradıklarını açıklamalı, onlara özenmeleri önlenmelidir.</p>
<p>-Yanlış ve erken cinsel deneyimlerin eğitimle bağlantısı var mıdır ?<br />
Çocuklukta verilen doğru ve sağlıklı cinsel eğitim çok önemlidir. Sağlıklı bir cinsel kimliğin temeli çocuklukta atılır. Ancak, bununla birlikte ; okulun, çevrenin ve kitle iletişim araçlarının payını da hesaba katmamız gerekir. Mahremiyete ve ahlaki değerlere önem verilmeyen ailelerde yetişen, cinsel konularda doğru eğitilmeyen ve bilgilendirilmeyen çocuklar cinsel taciz ve cinsel istismar gibi tehlikelere karşı kendilerini koruyamazlar. Bu çocuklar elinde olmayan sebeplerle tacize ve istismara maruz kalabilir. Kız olsun, erkek olsun, yaşadığı erken cinsel deneyim yüzünden intihar eden, çocuk denecek yaşta hamile kalan, tahsiline devam edemeyen, insanlara olan güvenini yitiren çocukların ve gençlerin sayısı az değildir.</p>
<p>-Cinselliği yaşamanın özel ve önemli olduğu çocuklara nasıl anlatılmalıdır ?<br />
Çocuklarda taklit önemli bir öğrenme mekanizmasıdır. Erkek çocuk babayı, kız çocuk anneyi taklit ederek cinsiyetine uygun bir kimlik geliştirir. Ailede çocuklar, anne baba ve aile büyükleri arasındaki iletişim, ilişkiler, sorumluluk ve rol paylaşımı çok önemlidir. Çocukların iyi birer gözlemci olduklarını söylemiştik. Anne baba ve aile büyükleri arasındaki ilişkileri gözlemleyerek aile mahremiyeti ve kuralları hakkında bilgi sahibi olurlar.</p>
<p>-Cinsiyet eğitiminde aile ve okulun rolü ne olmalıdır, size göre ?<br />
Cinsiyet eğitiminde ailenin birinci dereceden sorumlu olduğu bir gerçek. Tartışma konusu olan okulun cinsiyet eğitimindeki rolüdür. Bazı psikologlara ve eğitimcilere göre, ailelerin çoğu cinsiyet eğitimi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları için bu görevi doğru ve bilimsel olarak okulun yerine getirmesi gerekir. Bu tez doğru gibi görünüyor. Ancak ailelerin endişesi bu bilgiyi ve eğitimi kimlerin nasıl vereceği sorusunda yoğunlaşıyor. Tartışmalar bir süre daha devam edeceğe benziyor. Öyle ise iş yine aileye, yani anne ve babaya düşüyor.</p>
<p>-Cinsiyetinden utanan çocuklar nasıl ortaya çıkmaktadır ?<br />
Ailenin cinselliğe bakış açısı sağlıklı değilse, cinsel konuların konuşulması, soru sorulması ayıp ve günah sayılıyorsa ; bu ailede yetişen çocuklar cinsiyetlerinden utanmayı öğrenir. Cinselliği yatak odasının mahremiyetinden ve cinsel ilişkiden ibaret zanneden aileler cinsiyet eğitiminin önemi kavrayamazlar.</p>
<p>-Geçmiş yıllara göre çocukların seksle erken tanışmalarını neye bağlıyorsunuz ?<br />
Başta televizyon ve internet olmak üzere kitle iletişim araçlarının aile hayatında yer alması ile birlikte çocuklar yoğun bir bilgi bombardımanı altında kalmaktadır. Çocuk henüz kendisi için neyin faydalı, neyin zararlı, neyin gerekli, neyin gereksiz olduğunu, hangi kanalı ve hangi programı izlemesi gerektiğini kavrayacak yaşta olmadığı için her konuda olduğu gibi cinsellik konusuyla da erken tanışmaktadır. Erken yaşlarda televizyon izleyen, bilgisayarda oyun oynayan ve internet kullanan ; bu konuda önüne sınır konmayan çocuklarda bir çeşit otizm yani zihinsel gerilik ve zihinsel tembellik ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>-Cinsiyet eğitiminde rol modellerin yeri nedir ?<br />
Çocuklar için, okul öncesinde, rol model öncelikle anne ve baba, sonra sırasıyla diğer aile üyeleri ve yakın akrabalardır. Çocuk kendisinden sevgi, ilgi ve yakınlık gördüğü yetişkine özenir ; onu model alır. Onun içindir ki, ailede rol paylaşımı çok önemlidir. Ailede anne ve babaya düşen roller belli değilse veya biri baskın diğeri silik ise ; ailede geçimsizlik varsa, çocuk ideal modelden yoksun demektir. Mesela, annenin baskın, babanın silik olduğu bir ailede yetişen çocuk anneyi model alacağı için eşcinsel kimlik geliştirme riski vardır. Çocuk okula başladıktan sonra okul ve arkadaş çevresi etkili olmaya başlar. Arkadaşın etkisiyle futbola ve müziğe ilgi duymaya başlar. Sevdiği şarkıcı ve futbolcular vardır. Onlara özenir, onlar gibi ünlü ve zengin olmak ister. Burada özendiği ve kendisine model seçtiği futbolcunun ve şarkıcının kişiliği önemli.</p>
<p>-Çocukların cinsel konulara merakı nereden kaynaklanmaktadır ?<br />
Çocuk 3-4 yaşlarından itibaren anne ile baba, kız ile erkek arasındaki cinsiyet farkını merak etmeye başlar. Anne ile babanın birbirine sarıldığını, öpüştüğünü, sevgi dili kullandığını görür ve duyar. Aileler arası ziyaretlerde, sohbetlerde hamilelikten ve doğumdan bahsedildiğini duyar ; bebek emziren veya doğumu yaklaşmış olan hamile kadınlar görür. Televizyon izlerken gördüğü ve anlam vermekte zorlandığı sahneler, arkadaşlarından duyduğu hikayeler çocukta öğrenme merakı uyandırır ; anne ve babasına sorular sorar. Çocukların en sık sorduğu ve benim de bir kitabıma isim olan &#8220;Anne ben nerden geldim ?&#8221; sorusudur.</p>
<p>-Bazı çocuklar farklı bahanelerle ebeveyni ile yatmak istediği bilinir. Bu cinsiyet eğitimi açısından sakıncalı mıdır ?<br />
Çocuğun anne baba ile aynı yatakta yatması ruhsal ve cinsel sağlık açısından sakıncalıdır. Çocuğun anne baba ile aynı yatakta yatma isteği yine anne babanın tutumundan kaynaklanmaktadır. Üstünü açıyor, üşüyor, hasta, ağlıyor gibi çeşitli sebeplerle anne baba bebeği yatağına alıyor. Ruhsal ve cinsel sakıncaları bir yana ; bebeğin yatağa alınması fiziksel sağlık açısından da risklidir. Uykusu ağır anne baba farkında olmadan bebeğin üzerine dönüyor ; bebek ya yaralanıyor ya da havasızlıktan boğuluyor. Bu tarz bebek ölümlerine sık rastlıyoruz. Bu konunun bir yanı. Ruhsal ve cinsel sağlık boyutuna gelince&#8230; Yatağa alınma sebebi ortadan kalksa bile bebek anne baba ile aynı yatağı paylaşmaya alıştığı için yalnız başına yatmak istemiyor ; yatağını ve odasını ayırmak zorlaşıyor. Neden ? Çünkü, bebek genellikle anneye dönük ve yakın yattığı için onun ten kokusuna alışıyor. Kendisini annesine yakınken daha güvende hissediyor.</p>
<p>-Çocuğun anne baba ile yatmasına razı olunduğunda hangi riskler göze alınmış olmaktadır ?<br />
İki yaşına ulaştığı, konuşmaya ve yürümeye başladığı halde anne baba ile aynı yatağı paylaşmaya devam ettiği takdirde, ruhsal ve cinsel sağlık açısından risk artıyor. Artık o bir bebek değil&#8230; Anne baba uyuduğunu zannederek birlikte olmak istiyor. Ancak gözü kapalı olduğu halde uyumuyor olabilir. Veya anne babanın birlikte iken çıkardığı seslere uyanıyor ; ama uyandığını belli etmiyor. Anne baba arasında geçen mahrem ilişkiye kulaktan veya göz ucundan şahit oluyor. Bize gelen vakalarda anne baba ile aynı yatağı paylaşan, onların mahrem ilişkilerine şahit olan ve bu yüzden ağır ruhsal travmalar geçiren çocuklar var. Babanın anneye işkence yaptığını zannedip babaya düşman olan, babayı anneden veya anneyi babadan kıskanan (oidipus kompleksi yaşayan), ileride eşcinsel kimlik sapması riski yüksek çocuklar bunlar.</p>
<p>-Küçüklerde mastürbasyon görüldüğünde aileler ciddi şekilde telaşlanmaktadırlar. Bu durum nedir ve aileler nasıl davranmalıdırlar ?<br />
Bebeğin ilk bilgi edinme ve öğrenme araçları dokunmak, kavramak ve ağzına götürmek şeklindedir. Altı açılıp cinsel bölgeleri temizlendiğinde bir rahatlama hisseder. Bezi bağlanmadan önce veya bağlanma sırasında cinsel organına dokunmak ve hissetmek ister. Bu dokunuş ayaklarına ve ayak parmaklarına dokunma ve keşfetme gibi öğrenmeye yönelik bir davranıştır. Ancak, anne bu dokunuşa izin vermez, elini tutup oradan uzaklaştırmaya çalışırsa, bebekte merak ve öğrenme isteği daha da artar ; ısrarla cinsel organına dokunmak ister. Anne, bebeğin bu davranışının vücudunu öğrenmeye yönelik, normal bir dokunuş olduğunu bilip müdahale etmese ; bebekte tekrarlama isteği doğmayacaktır.</p>
<p>Gelelim oyun çağı yani okul öncesi çocuğuna. Oyun çocuğun en ciddi işidir. Evde, sokakta veya çocuk parkında arkadaşlarıyla oyun oynarken çişi geldiği halde tuvalete gitmez ; oyun bitinceye kadar geciktirir. Altına kaçırmamak için sık aralıklarla cinsel organını, kızlar kukusunu, erkekler pipisini tutar ve sıkar. Genital yani cinsel bölgeleri kaşıntıya yol açan mantar ve benzeri enfeksiyonlara maruz kalan çocuklar da cinsel bölgelerini kaşıma gereği duyarlar. Bu davranışların sebebini bilmeyen anne &#8220;çek elini oradan, çok ayıp !&#8221; diyerek ; bilen anne de &#8220;git çişini yap !&#8221; diye uyararak bu davranışı onaylamadığını belli eder.</p>
<p>-Çocuğun mastürbasyon yapmasının duygusal nedenleri de yok mudur ?<br />
Buraya kadar konuştuğumuz şeyler olayın fizyolojik boyutu olup çocuk mastürbasyonuna zemin hazırlayan ön tecrübelerdir. Ciddiye almamız gereken &#8220;çocuk mastürbasyonu&#8221; bu tecrübelere psikolojik etmenler eşlik ettiğinde ortaya çıkmaktadır. Psikolojik etmenleri uyaran eksikliği ve duygusal açlık olarak iki grupta toplayabiliriz. Oyun ve arkadaştan mahrum kalan, kendisine enerjisini harcayacağı aktiviteler sunulmayan çocuklar uyaran eksikliği sebebiyle kendilerine ve kendi vücutlarına yönelir. Anne ve baba tarafından yeterince sevilmediği ve değer verilmediği düşüncesi taşıyan çocuklar duygusal açlık ve bunun yol açtığı varoluş kaygısı taşır. İş yoğunluğu sebebiyle çocuklarına zaman ayıramayan, onları sevdiklerini söz ve davranışlarıyla belli etmeyen anne babalar, bütün bunları çocuklarının geleceği için yaptıklarını söyler ; onları ihmal ettiklerini kabul etmek istemezler. Çocuk mastürbasyonunda uyaran eksikliğinin rolü yüzde yirmi ise, duygusal açlığın, bir başka ifade ile özgüven eksikliğinin, rolü yüzde seksendir.</p>
<p>-Sanırım çocuk mastürbasyonu belirli yaşlarla da ilgili&#8230;<br />
En sık görüldüğü yaşlar 3-4 yaşlardır. Kızlar daha duygusal oldukları için erkeklere oranla kızlarda görülme sıklığı daha yüksektir. Çocuk mastürbasyonunda amaç, bazı psikologların iddia ettiği gibi, cinsel haz değildir. Çocuğunu kukusunu yada pipisini ritmik hareketlerle ovuşturup bastırırken ya da sert bir şeye sürterken, ter içinde kaldığını ve sık nefes aldığını gördüğü zaman farkında değilmiş gibi davranarak çocuğun dikkatini başka yöne çekmeli, birlikte oyun oynamayı teklif etmeli. Onu utandıracak söz ve davranışlardan kesinlikle uzak durmalıdır. Ancak bu da yetmez. Anne baba çocuğun duygu açlığı, varoluş kaygısı ve özgüven eksikliği yaşadığını kabul etmeli ; ona daha fazla zaman ayırarak, onu sevdiğini ve ona değer verdiğini belli etmelidir.</p>
<p>-Çocuğun cinsel organıyla oynaması ailelerde neden ayıp karşılanır ve çocuk kaş göz ile utandırılır ?<br />
Söyleşimizin başında ifade ettiğim gibi, cinsel konularda olaya yetişkin gözüyle baktığı için, masum ve çocuksu davranışı da yetişkin gözüyle değerlendiriyor. Çocuğu cinsel organıyla oynarken görünce utanmasının ve kaş göz işaretleriyle uyarmasının temel sebebi olaya yetişkin gözüyle bakması. Cinsel konularda baskı gören ya da tatsız deneyimler yaşayan nevrotik ve bilgisiz bir anne babalar kız çocuğunu kukusuyla, erkek çocuğunu pipisiyle oynarken görünce normal olmayan tepkilerde bulunur. Kimisi &#8220;bir daha yaptığını görürsem eline iğne batırırım !&#8221; şeklinde yasaklama yolunu seçerken ; kimi de : &#8220;Yaptığın çok ayıp ! Bir daha yaptığını görürsem seni sevmem ! Böyle yapmaya devam edersen eksik akıllı ve terbiyesiz olursun !&#8221; şeklinde ayıplama ve korkutma yolunu seçer. Bunlar sağlıklı cinsel eğitim açısından hiçbir değeri olmayan ; ileri yaşlarda cinsel mutluluğa gölge düşürecek hatalı tutumlardır.</p>
<p>-Kız ve erkek çocukların farklı odalarda yatmaları cinsiyet eğitimi bakımından önemli midir ?<br />
Çocukların küçük yaşlarda anne baba ile aynı odayı paylaşması, kız ve erkek çocukların ileri yaşlarda aynı odayı paylaşması sağlıklı cinsel kimlik ve bağımsız kişilik gelişimi açısından sakıncalıdır. Sağlıklı cinsel kimlik gelişiminde mahremiyet ve özel zaman, bağımsız kişilik gelişiminde ise özel mülkiyet çok önemlidir. Çocuğun bir adaya ve bu odadaözel eşyalara sahip olması, bu odada dilediği gibi kendisine zaman ayırması, günlük tutması kişilik gelişimi açısındançokönemlidir.</p>
<p>-Cinsiyeteğitimi yeterli verilmediğinde ergenlikte ne gibi sorunlar yaşanmaktadır ?<br />
Çocukluğunda sağlıklı cinsel eğitim almayan gençler cinsel duygularını kontrol altında tutmayı beceremezler. Okul önlerinde, çarşıda, pazarda kız çocuklarına laf atan, takip ve taciz eden genç erkekler görürsünüz. Yine kız yüzünden kavga eden, birbirini yaralayan, hatta öldüren gençler var. Kaynağı ve amacı belli olmayan ilanlara aldanarak şarkıcı, oyuncu ya da manken olmak için evden kaçan genç kızlar var. Bu madalyonun bir yüzü. Öbür yüzünde okul çıkışında, sokakta, toplu taşıma araçlarında yüksek sesle çekinmeden arkadaşları, öğretmenleri ve anne babaları hakkında argolu konuşan, birbirine sarılan, şakalaşan kızlı erkekli gruplar görürsünüz. Çevreye rahatsızlık verdiklerini ya fark etmezler, ya da umurlarında değildir.</p>
<p>- Yanlış cinsiyet eğitimine maruz kalan çocukların evliliklerinde cinsel yaşamları nasıl olmaktadır ?<br />
Aile danışmanlığı yapan psikologlar, eşler arası geçimsizliğin ve mutsuzluğun büyük oranda cinsel uyumsuzluktan kaynaklandığını söylüyorlar ; ki doğrudur. Cinsel uyumun ve mutluluğun temelinde, şüphesiz, çocuklukta verilen sağlıklı ve doğru cinsel eğitim var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/makaleler/anne-ben-nerden-geldim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkinlik Dünyası</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/etkinlik-dunyasi.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/etkinlik-dunyasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 21:58:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[günlük plan]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=1057</guid>
		<description><![CDATA[Nilüfer Darıca
Morpa Kültür Yayınları
Okul öncesi eğitimcileri için Etkinlik Dünyası uygulama kitabı; küçük çocukların eğitimlerinden sorumlu eğitimcilere, uzman kişilere, öğretmenlere yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Kitap, Kuramsal Çerçeve, Etkinlik Örnekleri ve Haftalık Program Örnekleri olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Kuramsal Çerçeve; etkinlik plânlama, seçme ve uygulama çalışmalarını destekleyecek okul öncesi dönem çocuklarında eğitimin önemi, eğitimsel çevre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.antoloji.com/kisi.asp?CAS=131045"><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/481.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1058" title="481" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/481.gif" alt="481" width="250" height="250" /></a>Nilüfer Darıca</a><br />
<a href="http://kitap.antoloji.com/yayinevi.asp?PUB=14409">Morpa Kültür Yayınları</a></p>
<p>Okul öncesi eğitimcileri için Etkinlik Dünyası uygulama kitabı; küçük çocukların eğitimlerinden sorumlu eğitimcilere, uzman kişilere, öğretmenlere yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Kitap, Kuramsal Çerçeve, Etkinlik Örnekleri ve Haftalık Program Örnekleri olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Kuramsal Çerçeve; etkinlik plânlama, seçme ve uygulama çalışmalarını destekleyecek okul öncesi dönem çocuklarında eğitimin önemi, eğitimsel çevre düzenleme, bilişsel, dil, motor, sosyal-duygusal ve öz bakım olmak üzere beş gelişim alanıyla ilgili kurumsal bilgileri ve 4- 6 yaş çocuklarının bu alanlarda gözlenen gelişimsel özellikleri gibi bilgileri içermektedir. Kuramsal çerçeve kapsamı içinde verilen bilgiler; bu alanda çalışan kişilerin, özellikle çocuklarla yakından ilgli olan öğretmenlerin eğitimsel program hazırlama ve en iyi öğrenme ortamını organize edebilmelerine yönelik bilgi ve becerileri kapsamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/etkinlik-dunyasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkinlik Yapıyorum &#8211; 1</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/etkinlik-yapiyorum-1.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/etkinlik-yapiyorum-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 20:28:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[başta]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[kesme-katlama]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kopartma-yapıştırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=1000</guid>
		<description><![CDATA[Bu etkinlik kitabı başta kesme-katlama, kopartma-yapıştırma çalışmaları olmak üzere 3-4 yaş grubuna uygun artık metaryallerle yapılan etkinlikleri kapsar. Bu çalışmalar çocuğun bilişsel duygusal, sosyal gelişmelerine ve yaş seviyesine tamamen uygundur.
Hazırlayanlar: Reyhan Ceylan &#8211; Nurgün Çelik
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/1675.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1001" title="1675" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/1675.gif" alt="1675" width="250" height="250" /></a>Bu etkinlik kitabı başta kesme-katlama, kopartma-yapıştırma çalışmaları olmak üzere 3-4 yaş grubuna uygun artık metaryallerle yapılan etkinlikleri kapsar. Bu çalışmalar çocuğun bilişsel duygusal, sosyal gelişmelerine ve yaş seviyesine tamamen uygundur.</p>
<p>Hazırlayanlar: Reyhan Ceylan &#8211; Nurgün Çelik</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/etkinlik-yapiyorum-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoklu Zekâ Kuramına Uygun Gelişimsel Etkinlikler</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/coklu-zeka-kuramina-uygun-gelisimsel-etkinlikler.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/coklu-zeka-kuramina-uygun-gelisimsel-etkinlikler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 19:25:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[bu alanda]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalarında]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu zeka]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim-öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamaktadır]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanabilecekleri]]></category>
		<category><![CDATA[niteliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen el]]></category>
		<category><![CDATA[olup]]></category>
		<category><![CDATA[örneklerini]]></category>
		<category><![CDATA[sırasında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=991</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitap, çoklu zeka çalışmalarında öğretmen el kitabı niteliğinde olup, bu alanda çalışanların eğitim-öğretim sırasında kullanabilecekleri etkinlik örneklerini kapsamaktadır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Century Gothic;">B</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Century Gothic;"><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/1351.gif.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-992" title="1351.gif" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/1351.gif.jpg" alt="1351.gif" width="250" height="250" /></a></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Century Gothic;">u kitap, çoklu zeka çalışmalarında öğretmen el kitabı niteliğinde olup, bu alanda çalışanların eğitim-öğretim sırasında kullanabilecekleri etkinlik örneklerini kapsamaktadır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/coklu-zeka-kuramina-uygun-gelisimsel-etkinlikler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoluk Çocuk</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/coluk-cocuk.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/coluk-cocuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:17:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çoluk]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=886</guid>
		<description><![CDATA[Çoluk Çocuk Dergisi Nisan 2001 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz, bu günlerde 9. yaşına yaklaşmaktadır. Bu süre içinde çocuk gelişimi, eğitimi, sağlığı, psikolojisi ve çocukla ilgili pek çok bilgiyi anlaşılabilir ve uygulanabilir şekilde anne baba ve eğitimcilere aktarmış, alan uzmanları ve akademisyenlerle paylaşmış, değişik sivil toplum örgütleri, kamu kuruluşları ve yerel yönetimlerle işbirliği yaparak pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/sayi91.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-887" title="sayi91" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/sayi91.png" alt="sayi91" width="261" height="354" /></a>Çoluk Çocuk Dergisi Nisan 2001 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz, bu günlerde 9. yaşına yaklaşmaktadır. Bu süre içinde çocuk gelişimi, eğitimi, sağlığı, psikolojisi ve çocukla ilgili pek çok bilgiyi anlaşılabilir ve uygulanabilir şekilde anne baba ve eğitimcilere aktarmış, alan uzmanları ve akademisyenlerle paylaşmış, değişik sivil toplum örgütleri, kamu kuruluşları ve yerel yönetimlerle işbirliği yaparak pek çok etkinlik gerçekleştirmiştir.</p>
<p>Çoluk Çocuk dergisinin amacı insan hakları ve çocuk haklarının hayata geçirilmesi, yaygınlaştırması, insan hakları ve çocuk hakları kültürünün bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesini sağlamaktır. Bu amaçla;</p>
<p>Etkili bir çocuk hakları eğitimi için, çocuk çalışmaları gerçekleştiren kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerinin, alan çalışanlarının ortak bir zeminde buluşmasını; çocuğa ilişkin deneyim ve bilgilerini, anne &#8211; baba ve eğitimcilere aktarabilmesini;</p>
<p>Çocuk gelişiminde yaşamsal önem taşıyan ana başlıkları, farklı ve çok önemli alt başlıklarla anne-baba ve eğitimciye aktarmayı hedeflemektedir.</p>
<p>Dergimizin çocuk gelişimi odaklı çalışmalar içerisinde örnek bir proje olarak tanımlanması, başlangıç hedefine uygun çalışmalar gerçekleştirdiğinin bir göstergesidir. Dergimizin içeriğinde Çocuk Hakları Sözleşmesinin 29. maddesinde çocuk merkezli bir öğretme ve öğrenme modeli öngörülmektedir.</p>
<p><strong>Eğitim</strong> bölümünde sözü edilen bu sistemin gelişimini destekleyecek, verimli ve etkili bir şekilde işlemesine yardımcı olacak, uygulanabilir ve anlaşılabilir bilgilere yer verilmektedir.</p>
<p>Yaşam hakkının yanı sıra, çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan desteklenmeye gereksinimleri vardır.</p>
<p>Çoluk Çocuk dergisi <strong>Gelişim </strong>ve <strong>Psikoloji</strong> bölümleriyle çocuğu tüm gelişim alanlarını destekleyecek bilgileri okuyucularına sunmaktadır.</p>
<p><strong>Çocuk Sağlık ve Anne Sağlık</strong> bölümlerinde çocuk ve anne sağlığı konularında temel sağlık ve koruyucu sağlık hizmetlerine ilişkin bilgileri derleyerek anne baba ve eğitimcileri bu konuda desteklemektedir.</p>
<p><strong>Çocuklar İçin</strong> bölümü Türkiye&#8217;de çocuklar için gerçekleştirilen çalışmaların, bu etkinlikleri gerçekleştiren kişilerin, kurumların, sivil toplum örgütlerinin ve diğer organizasyonların tanıtımına yer vererek Türkiye&#8217;de çocuğa ilişkin çalışma gerçekleştirenlerin birbirleriyle iletişim ve işbirliği halinde olmalarına olanak sağlayarak, ülke ölçekli bir örgütlenmeyi amaçlamaktadır.</p>
<p>Yazılı basın olarak çocuk haklarının hayata geçirilmesinde üstüne düşen sorumluluğun bilincinde olan dergimiz, toplumsal duyarlılığı ve ilgiyi artırmak, yeni bir gündem oluşturmak amacıyla <strong>Mercek </strong>bölümünü hazırlamıştır.</p>
<p>Eğitimin bir bütün olduğu düşüncesinden hareketle <strong>Kültürel Miras </strong>bölümünde Çoluk Çocuk, kültürel bilincin oluşmasında önemli bir rol oynadığına inandığı; çocukların ve ailelerin yaşadıkları ülkenin kültürel geçmişlerini tanıyıp, benimsemelerini hedeflemektedir.</p>
<p><strong>Kitapların Dünyası </strong>bölümünde; çocuğun gelişiminde, eğitiminde ve kültürel bilinç kazanmasında önemi tartışılmaz çocuk edebiyatının nitelikli örneklerine ve bu örneklerin ortaya çıkma süreçlerine, bu alanda çalışan yazar, çizer ve yayıncılara yer vermekteyiz.</p>
<p>Ayrıca Çoluk Çocuk dergisi <strong>Dosya </strong>bölümünde her ay bir konuyu daha geniş bir çerçevede ele alarak okuyucuya sunmaktadır.</p>
<p>Çoluk Çocuk <strong>Oyun </strong>bölümüyle, anne baba ve eğitimciye çocukların motor gelişimini, bilişsel, zihinsel gelişimini destekleyecek uygulanabilir ve keyifli alternatifleri sunmak ve böylelikle kaliteli zaman geçirme ile ilgili rehberlik etmeyi hedefler.</p>
<p><strong>Kültür Ajanda</strong>da bebek ve çocuk ile ilgili, haber niteliği taşıyan sosyal sorumluluk projeleri duyuruları, araştırma sonuçları, seminer-sempozyum duyuruları gibi pek çok kısa değerlendirmelerin yapıldığı bu sayfalarla, anne baba ve eğitimciyi bilgilendirmek hedeflenir. Tüm sanat dalları ile ilgili okur kitlemizin ilgisini çekebilecek etkinliklerin kısa tanıtım ve duyurularına yer vererek, sosyal yaşam ile ilgili haberdarlık sağlanmaya çalışılır.</p>
<p><strong>Çocukluğun İzleri</strong>&#8216;nde Yaşamları ve çalışmaları ile topluma örnek olmuş kişilerin çocuklukları ve aile hayatları ile ilgili söyleşi sayfalarıdır.</p>
<p><strong>Müzik</strong> bölümünde Müzik dallarının ve müzik aletlerinin tanıtımının yapıldığı bu bölümde ailelerin ve eğitimcilerin bu konuya duyarlılığı oluşturulmaya çalışılmaktadır.</p>
<p><strong>Özel Eğitim / Psikolojik Danışma ve Rehberlik</strong> bölümleri aracılığı ile Çoluk Çocuk, Özel Eğitim ve PDR alanlarındaki kısıtlı bilgi paylaşımına bir alternatif oluşturmuştur.</p>
<p><strong>Doğa</strong> sayfasında, doğa ile ilgili duyarlılığı arttırmak ve günlük hayatımızda gölgede bıraktığımız değerlere dikkat çekmeyi hedeflemekteyiz.</p>
<p>Çoluk Çocuk dergisi yıllık olarak belirlediği temel program taslağını, gündemde yer alan konularla zenginleştirerek o sayıya ilişkin net içeriğini oluşturur.</p>
<p>Belirlenin içerikteki konu başlıkları birbirini bütünler, destekler ve ilişkili şekilde seçilir. Konu başlıklarına ait yazıların dergi içinde okuyucuyu sıkmayacak, yormayacak, dergiye duyduğu ilgiyi canlı tutacak bir akışta sunulmasına özen gösterilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/coluk-cocuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dramatizasyon Araçları ve Kostüm Tasarımları</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/drama/dramatizasyon-araclari-ve-kostum-tasarimlari.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/drama/dramatizasyon-araclari-ve-kostum-tasarimlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:10:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Drama]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitici Oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[dramatizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kostüm]]></category>
		<category><![CDATA[kukla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=882</guid>
		<description><![CDATA[Yazan : Yrd.Doç.Dr. Serap DEMİRİZ, Yrd.Doç.Dr. Fatma KOÇ, Öğr.Gör.Asiye KARADAĞ, Öğr.Gör.Emine KOCA, Dr. İlkay ULUTAŞ 
Çocukları ve gençleri gelecekteki yaşam sahnesine hazırlamanın en iyi yollarından birisi de dramatik etkinliklerdir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini daha rahat ifade ederler ve yaşamı farkında olmadan tanırlar. Bu etkinliklere daha aktif katılmalarını sağlamak, düş gücünü zenginleştirmek ve eğlenerek öğrenmelerini sağlamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: trebuchet ms,geneva;"><em><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/erkencocuklukdonem_1.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-884" title="erkencocuklukdonem_1" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/erkencocuklukdonem_1.png" alt="erkencocuklukdonem_1" width="100" height="139" /></a>Yazan </em>: Yrd.Doç.Dr. Serap DEMİRİZ, Yrd.Doç.Dr. Fatma KOÇ, Öğr.Gör.Asiye KARADAĞ, Öğr.Gör.Emine KOCA, Dr. İlkay ULUTAŞ </span></p>
<p><span style="font-family: trebuchet ms,geneva;">Çocukları ve gençleri gelecekteki yaşam sahnesine hazırlamanın en iyi yollarından birisi de dramatik etkinliklerdir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini daha rahat ifade ederler ve yaşamı farkında olmadan tanırlar. Bu etkinliklere daha aktif katılmalarını sağlamak, düş gücünü zenginleştirmek ve eğlenerek öğrenmelerini sağlamak için dramatizasyon çalışmalarının daha planlı yapılması gerekir. Bu düşünce ile yola çıkarak, çocukların çok sevdikleri dramatizasyon etkinliklerinden daha çok yararlanmalarını ve katılımlarını sağlamak, bu alanda eğitim alan öğrencilere destek vermek, okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğrencilere ve hatta ailelere hizmet vermek amacıyla bu kitap hazırlanmıştır.Bu kitapta erken çocukluk döneminde dramatizasyon, maske, kukla, kostüm hazırlama ve bunları kullanma teknikleri ile ilgili açıklayıcı bilgiler yer almaktadır. Ayrıca bu alanda yıllardır ihtiyaç duyulan farklı karakterde maske örnekleri, kukla ve kostüm paftaları çocuklara uygun ölçülerde hazırlanarak gerek ebeveynlerin gerekse öğretmenlerin yararlanabileceği kolaylıkta verilmiştir.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/drama/dramatizasyon-araclari-ve-kostum-tasarimlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dans Eden Kağıtlar</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/etkinlikler/kagit-isleri/dans-eden-kagitlar.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/etkinlikler/kagit-isleri/dans-eden-kagitlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 19:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıt İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[katlama]]></category>
		<category><![CDATA[kesme]]></category>
		<category><![CDATA[yapıştırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=877</guid>
		<description><![CDATA[Okul öncesi dönemdeki çocuğun geçirdiği tüm deneyimler, beynin çalışma biçimi için belirleyicidir.
Kitabımızdaki çalışmalar: Kesme, katlama, yırtma, bükme ve yapıştırma tekniklerine yer verilerek hazırlanmıştır.
Etkinliklerin zorluk dereceleri sayfa numaralarının yanında yer alan el resimleri ile belirtilmiştir. Bir
el etkinliğin çok kolay, iki el kolay, üç el ise zor olduğunu göstermektedir.
Çocukların bu etkinlikleri yaparken öncelikle eğlenmelerini, verilen yönlendirmeleri dinleyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12px; font-family: trebuchet ms,geneva;"><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/dansedenkagitlar.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-878" title="dansedenkagitlar" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/dansedenkagitlar.png" alt="dansedenkagitlar" width="359" height="525" /></a>Okul öncesi dönemdeki çocuğun geçirdiği tüm deneyimler, beynin çalışma biçimi için belirleyicidir.<br />
Kitabımızdaki çalışmalar: Kesme, katlama, yırtma, bükme ve yapıştırma tekniklerine yer verilerek hazırlanmıştır.<br />
Etkinliklerin zorluk dereceleri sayfa numaralarının yanında yer alan el resimleri ile belirtilmiştir. Bir<br />
el etkinliğin çok kolay, iki el kolay, üç el ise zor olduğunu göstermektedir.<br />
Çocukların bu etkinlikleri yaparken öncelikle eğlenmelerini, verilen yönlendirmeleri dinleyerek dikkat ve<br />
konstrasyonlarını artırmalarını, bir ürün oluşturarak kendilerine güven duymalarını ve ince motor gelişimlerini<br />
desteklemeyi hedef aldık.<br />
Bu küçük kaynak kitabımızın tüm anne-baba, eğitimciler ve okul öncesi dönem çocuklarına gönül veren herkese yardımcı olması dileğiyle&#8230;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/etkinlikler/kagit-isleri/dans-eden-kagitlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resimlerle Düşünmek</title>
		<link>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/resimlerle-dusunmek.html</link>
		<comments>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/resimlerle-dusunmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 20:49:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[resimlerle düşünmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocukvegelisimi.com/?p=719</guid>
		<description><![CDATA[Temple Grandin
Temple Grandin, Birleşik Devletler&#8217;deki tüm çiftlik hayvanları  					tesislerinin üçte birinin tasarımını yapmış yetenekli bir  					hayvan bilimci. Ayrıca otizm konusunda da sık sık konuşmalar  					yapıyor, çünkü Temple Grandin otistik, dünyayı, biz  					diğerlerinin anlayamayacağı bir şekilde düşünüyor,  					hissediyor ve yaşıyor. Bu kitap; olağanüstü bir insanın  					otizm bilmecesini aydınlatan bir belgeseli&#8230;
Sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Temple Grandin</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><a href="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/resimlerledusunmek.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-718" title="resimlerledusunmek" src="http://www.cocukvegelisimi.com/wp-content/uploads/2009/10/resimlerledusunmek.jpg" alt="resimlerledusunmek" width="140" height="202" /></a>Temple Grandin, Birleşik Devletler&#8217;deki tüm çiftlik hayvanları  					tesislerinin üçte birinin tasarımını yapmış yetenekli bir  					hayvan bilimci. Ayrıca otizm konusunda da sık sık konuşmalar  					yapıyor, çünkü Temple Grandin otistik, dünyayı, biz  					diğerlerinin anlayamayacağı bir şekilde düşünüyor,  					hissediyor ve yaşıyor. Bu kitap; olağanüstü bir insanın  					otizm bilmecesini aydınlatan bir belgeseli&#8230;<br />
<em>Sadece otizmin değil, genel insan ve hayvan, düşünce ve duyma  					biçimlerine ilişkin benzersiz bir bakış açısı. Bilgelikle  					adlandırılabilecek içgörüler&#8230; </em><br />
- Deborah Tanen</p>
<p>Ç<em>ok şaşırtıcı ve olağanüstü bir kitap. Yazar, kendi yaşamı ve  					sözcüklerle düşünenlerin yaşamları arasındaki farkları  					şaşırtıcı bir dille anlatıyor. </em><br />
- Philadelphia Inquirer</p>
<p>Colorada Devlet Üniversitesi Hayvan Bilimleri Bölümü&#8217;nden doçent olan  					Temple Grandin; otistik bir bireyin dünyasının kapılarını  					bizlere aralarken, otizmde birçok konunun da tekrar  					tartışılmasına yol açıyor. Otizm konusunda büyük bir boşluğu  					dolduracağına inandığımız bu kitabı sizlerle buluşturmaktan  					büyük mutluluk duyuyoruz.<br />
(Tanıtım Yazısı&#8217;ndan)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">22.01.2006 günkü Cumhuriyet Gazetesi Pazar ekinde Esra  					Açıkgöz&#8217;ün kitapla ilgili kaleme aldığı bir yazı: </span></p>
<p><strong>Otizm benim bir parçam&#8230; </strong></p>
<p>Temple Grandin. Bir otistik. Üstelik de ABD&#8217;de tanınmış bir hayvan  					davranışı profesörü ve hayvancılık donanımı tasarımcısı.  					Otizmle yaşamı anlattığı bir de kitabı var: &#8220;Resimlerle  					Düşünmek&#8221;. Kitapta ulaştığı sonuç ilginç, &#8220;Parmaklarımı  					şaklatıp otizmden kurtulabilecek olsam bunu yapmazdım. Çünkü  					o zaman kendim olmazdım&#8221; diyor.<br />
Temple Grandin, &#8220;ben resimlerle düşünürüm&#8221; diyor: &#8220;Sözcükler benim için  					ikinci bir dil gibidir. Konuşulan ve yazılan sözcükleri  					beynimin içinde bir videokaset gibi dönen renkli ve sesli  					filmlere dönüştürürüm&#8221;.<br />
O, ne bir ressam ne de bir yönetmen. Kendi anlatımıyla, &#8220;otizmin daha iyi  					anlaşılması ve otistik olmayan bir dünyada kendi değerini,  					rolünü bulmak için mücadele eden bir hayvan davranışı  					profesörü ve hayvancılık donanımı tasarımcısı&#8221;. Grandin&#8217;in  					TOHUM Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı&#8217;nın Türkçeye  					kazandırdığı &#8220;Resimlerle Düşünmek&#8221; kitabıyla, otizm ilk defa  					içeriden biri tarafından anlatılıyor. Mehmet Celil İftar&#8217;ın  					çevirdiği ve Doğan Yayınları&#8217;ndan çıkan kitap, yetenekli bir  					otistiğin kim ve ne olduğu hakkında bir kimlik çalışması. Bu  					arayış, bizlere otistik binlerce insanın hissettikleri,  					düşündükleri ve yaptıklarını anlamak için bir kapı aralıyor.  					Oysa kitabın önsözünde Grandin&#8217;in doktoru Dr. Oliver  					Sacks&#8217;ın dediği gibi otizm hâlâ çoğu insan için,  					konuşamayan, devamlı sallanan, bağıran, ulaşılmaz, insan  					temasından kopmuş bir &#8220;çocuk&#8221;. &#8220;Hemen her seferinde otistik  					özellikler gösteren çocuklardan bahsederiz, yetişkinlerden  					değil&#8221; diyor Dr. Sacks ve ekliyor:<br />
&#8220;Sanki bu çocuklar asla büyümezlermiş ya da gizemli bir şekilde  					gezegenimizden, toplumumuzdan buharlaşıp giderlermiş gibi.&#8221;<br />
Kitap, otistiklerin attığı çığlıkların, yatak altına ya da  					dar yerlere girmekten hoşlanmalarının, hayatları boyunca  					kucaklanmaya karşı duydukları özleme rağmen dokunulmaktan  					korkmalarının nedenini, neler hissettiklerini ve neleri  					hissedemediklerini anlamak için güzel bir kaynak. Anlatılan  					Grandin&#8217;in hayatı; çocukluğu, tahammül edemediği korku, ses  					ve dokunma duyuları, ağlayışları, insanlarla iletişimi  					keserek durmadan sallanışı, ani bir hırçınlık nöbetinde  					dışkısını etrafa fırlatışı, temas arzusu ve buna rağmen  					duyduğu korku, dikkatini saatler boyu parmağındaki  					kıvrımlara verişi, ilk konuşma girişimi, yaşamı boyunca  					yaşadığı bir kuruma kapatılma korkusu&#8230;. Bir de  					başarıları&#8230; Grandin, 1970&#8242;te Franklin Pierce&#8217;ten  					psikolojide yüksek lisans derecesiyle mezun olmuş ve  					doktorasını Arizona&#8217;da tamamlamış. O şimdi hayvan davranışı  					profesörü ve hayvancılık donanımı tasarımcısı olarak  					tanınıyor ve ABD&#8217;deki çiftlik hayvanları tesislerinin üçte  					birinin tasarımı ona ait.<br />
Grandin&#8217;in diğer çocuklardan farklı olduğunu annesi ilk defa, onunla  					yaşıt olan komşularının kızı gibi konuşmadığında anlamış.  					&#8220;Dinmeyen huysuzluk nöbetleri ve yapışkan dışkıma ilgimle,  					iki yaşında, çekilmez bir bebekmişim&#8221; diyor Grandin,  					&#8220;Konuşma yokluğu, göz kontağı kuramama, işitme engelli gibi  					görünme, bireylere karşı ilgisizlik ve devamlı boşluğa  					bakma. Beni bir nöroloğa götürdüler ve uygulanan testler  					işitme engelli olmadığımı açığa çıkarınca &#8216;beyin hasarlı&#8217;  					olarak etiketlendim&#8221;&#8230;</p>
<p><strong>GERİ ÇEKİLMEK YA DA ATEŞE KARŞI ATEŞ </strong><br />
Grandin&#8217;in farklı olduğunu anlaması ise lise yıllarını bulmuş; &#8220;Neden  					arkadaşlarımla uyuşamadığımı, nerede yanlış yaptığımı  					anlayamıyordum. Ne kadar çabalasam da alaylarından  					kurtulamıyordum. &#8216;Beygir&#8217;, &#8216;kasetçalar&#8217; ve zayıf olduğum  					için &#8216;kemikli&#8217; diye çağrılıyordum. O günlerde, &#8216;beygir&#8217; ve &#8216;kemikli&#8217;yi  					anlasam da &#8216;kasetçalar&#8217; kafamı karıştırıyordu. Şimdi,  					durmadan her şeyi kelimesi kelimesine tekrarlarken, bir  					kasetçalara benzediğimi çıkarabiliyorum. Ancak o zamanlar,  					niçin sosyal bir başarısızlık örneği olduğumu  					kavrayamıyordum. Ahırın çatısını onarmak ya da binicilik  					gösterisinden önce atlarla çalışmak gibi ustası olduğum  					işlere sığınmaya çalışıyordum&#8221;.<br />
Grandin&#8217;in ergenlikle birlikte en temel duygusu korku olmuş. Özellikle de  					alay konusu olma korkusu&#8230; Öyle ki sokağın karşısına bile  					biri ona seslenecek korkusuyla geçermiş. Ta ki, önünde iki  					yol olduğunu anlayana kadar; &#8220;Ya geri çekilip eve kapanarak,  					alışverişe bile gitmeye korkan bir agorafobiğe dönmek ya da  					ateşe karşı ateş&#8221;&#8230; O, ateşi seçmiş.<br />
Hayatı boyunca duyduğu kucak özlemini dokunulmadan gidermenin yolunu da  					bulmuş. Sığır sıkıştırma bölmelerinden esinlenerek, basınç  					uygulayan bir &#8220;sıkıştırma aleti&#8221; yapmış. &#8220;Şefkatli olma  					fikrini kavramam çok zordu&#8221; diyor Grandin, &#8220;Evimizin  					kedisini okşamayı beceremezdim. Onu çok sıkı tuttuğum için  					benden kaçardı. Kucaklamanın verdiği yatıştırıcı etkiden  					sonra bu hoş duyguyu kediye aktarmayı başarabilmiştim. Eğer  					bu makineyi hiç kullanmamış olsaydım, bir kaya kadar sert ve  					duygusuz kalacaktım&#8221;.</p>
<p><strong>SEVİNCE EN YAKIN DUYGUM&#8230;</strong><br />
Hayatındaki en zor aşamaların başında ise liseden üniversiteye geçiş  					süreci geliyor. Çünkü otistik özellikler gösteren bireyler,  					her değişimde büyük zorluklar yaşarlar. O, bunu kapı ve  					pencere sembolleriyle çözmüş. Nasıl mı? Her büyük  					değişiklikte, hayatının dönemlerini bir kapı ya da  					pencereden geçiş şeklinde canlandırarak. Onun için sosyal  					ipuçları hiçbir anlam ifade etmiyor. Otizmle ilgili  					katıldığı kongrelerde, cinsel ilginin ipuçlarını fark  					edemedikleri için flörtleri tarafından tecavüze uğrayan  					kadınlarla karşılaşmış.<br />
Otizmin Grandin&#8217;e getirdiği bir de yarar var; görsel tasarım yeteneği,  					&#8220;Bugün herkes özel gözlükler takarak, video oyunlarının  					içine daldığı, yeni sanal gerçeklik bilgisayar  					sistemlerinden heyecan duyuyor. Benim için bunlar kaba çizgi  					filmlerden farksız. Zihnimde daha iyi ve hızlısını  					yapabilirim&#8221; diyor.<br />
Yine de kaçırdıklarının farkında. Tıpkı &#8220;barış&#8221; kelimesinin bir güvercin,  					Kızılderililerin barış çubuğu ya da televizyon haberlerinde  					imzalanan bir barış antlaşması ile özdeşleştirene kadar onun  					için hiçbir anlam ifade etmemesi gibi.<br />
Bu anlamsızlıklardan kurtulmanın yolunu soyut fikirleri, resimlere  					dönüştürmekte bulmuş. Yine de bu kural her şey için geçerli  					olamamış, &#8220;Başkaları bir günbatımını bayılarak seyrederken  					bir şeyler kaçırdığımı biliyorum. Güzel olduğunu anlıyor,  					ancak onu hissedemiyorum. Sevince en yakın duygum, bir  					tasarım sorununu çözdüğümde yaşadığım heyecanlı zevktir&#8221;  					diyor ve ekliyor:<br />
&#8220;Duygularım çoğu insandan daha basittir. İnsan ilişkisindeki karmaşık  					duyguları tanımam. Sadece korku, kızgınlık, mutluluk, üzüntü  					gibi basit duyguları anlarım.&#8221;<br />
Yine de, &#8220;parmaklarını şaklatıp otizmden kurtulabilecek&#8221;  					olsa bunu yapmayacağını söylüyor. &#8220;Çünkü&#8221; diyor, &#8220;o zaman  					kendim olmazdım. Otizm kişiliğimin bir parçasıdır. Oysa  					Donna Williams &#8216;Otizm ben değilim, o yalnızca kim olduğumu  					kontrol eden bir bilgi işlemleme sorunu&#8217; diyor. Kim haklı?  					Sanırım her ikimiz de, çünkü yelpazenin farklı yerlerinde  					duruyoruz&#8221;.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocukvegelisimi.com/yayinlar/resimlerle-dusunmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

